• yaz söner. ağaç kalır güneşte. 

    bir film başlar, kırılır akşam,

    iyice küçüldüğümüz ellerde dönen çember. 

    -yürümek kaygıları, yoğun uğraşlar,

    sonra biter güz bir kuştan, 

    bir mevsimi sancılar gibi büyütürüz.

    şarkılar suslu bir dağdan iner bitti mi yaz,

    kırı geçen çocuk yüzlerinden çıkıp

    ve sonra aşk, kentin büyük meydanını terk eder.

    çıldırasıya ev. bağbozumunda üzümler. 

    söner yaz. delilik izlerimiz

    duman, salkım, ayaz. başka 

    kentlerde yürütürüz seviyi — sıkışmış

    küçük evlerde yeşerttiğimiz. 

  • göğe inilebilir artık, tüm aşklar,
    ansımalar ve korku çiçekleri.
    yılgın bir sürüngenken içimde dönmek,
    göğü dökebilir, eski sofalar
    ve ören yerleri.

    o bahçe kuyusundaki dileğim, büyük
    bir tekneye dönüşüyor, yelkenlerinde
    saklı resimler, yırtık, eski.
    sızısız, duruyor şimdi yalnız kadınlar
    ölmekli kentin limanında dalgakıran.
    görmeye alıştığım hasta yatakları.

    bütün ölümleri gördüm, soğuk kan
    suratlar. bayat ekmeklere böldüğüm
    zamanlar bunlar: içimdeki yükseklerde
    dağınız; rüzgâr, salkım, karağan.
    belleğimi kuşanır ince elekleriniz
    kalabalık kokular dağıtan.
    uzun ömrünüzden geçtim, yüreklendim kazmaya.
    çay saatleri, akşam, semâ.

    şimdi ne uzağım ne yakında kısa yaşamak
    yanılgı, yangın, toprak her yan.
    bir sizdiniz, yaklaştıkça dağları aşmak
    bir sizinleyken güzeldi dağlamak
    kötü bir alışkanlık yokluğum saksılarda
    şimdi ne uzağım, ne yakın kısa yaşamak
    dilimde tek yetişen; gündüzün, caddeleri
    yapma umutlarla çıkmak.

    korkusu, dönmemeye zorluyor beni,
    eski, yaşamasızlığın öğrenildiği kente
    sürecek iç yaran sıkıntım,
    artık ne bulmak beklenir gökte
    anı olacağı sezilen ilkyazdan bir geceyarısı.
    yaşam yaban, gece yarı kalacak
    böylece.

  • Benim yıllardır keyifle izlediğim, yıllardır etrafı keskin ve keyifsiz bakışlarla izleyen bir adam var: Pozitif Dergisi’nin hem imtiyaz sahibi, hem başyazarı hem de tek yazarı Soner Artı. Sanat eleştirisi hususunda haddizatında bilgisine güvendiğim Bay Artı, dört başı mamur özgüveni ve dört yönü sivri amblemli dergisiyle yıllardır sert yazılar yazmakta. 25 Ağustos 2025 tarihli bir yazısında bize dikkat çekmiş, H.S. Nevi’nin transkribe edilen yazmasını ele almıştır. Bu yazının önemli gördüğüm bir kısmını buraya alacak, yanıtı ise daha sonra vereceğim. Bay Artı’nın yazısının başlığı, bu yazının başlığıyla aynıdır.

    “(…) geçen günlerde, daha önce duymadığım, ilginç bir isme rastladım. Bay Demir’in transkripsiyonuyla bir yazması elimize geçen H.S. Nevi adlı bir şahıs. Şaşkınlık ve şüpheye gark oldum. Senelerdir pürdikkat seyreylediğim Türk yazı aleminde, Bay Demir’in söylemesine göre, kuma gömülü yüzlerce sayfası olan bir adam çıkıverdi ortaya. Üstelik on yıllar evvel irtihal etmiş bu zat, “Üsküdar Sultanlığı’nda” otururmuş. Ben ki, Bay Demir’in “sultan” unvanı verdiği Üsküdar’da ömrümün yarısını geçirmiş, oranın müellif ve muharrir alemine dadanmış, bunca yıldır görüştüğüm birçok dostumu orada tanımışımdır. Şimdi, gelelim “Nevi”ye. Bu adam kaç yıl yaşamıştır? Vakitsiz Üsküdarlılığa kapılıp hiç dışarı çıkmış mıdır? Bir sahhafla tanış mıdır? Bu yazıya oturmadan evvel biraz araştırdım; hiçbir Üsküdarlı dostum bu adda birini duymamıştır. Gelgelelim, transkribe edilen yazma, kırk dört yıl evvel ölmüş bir şair-muharririn eski yazıyla yazacağı türden sözcüklerle midir? Bu üslup besbelli ki yeni ve dahi iddiam odur ki Bay Demir’e ait. Kaldı ki, Bay Demir’in bugüne değin yayımlanmış bir yazısı, şiiri, fıkrasını okuyan var mı? Hayatın tekdüzeliğinden sıkılmış bir zat, sanki bizimle istihza ediyor. Ben şimdi bu yazıyı daktilo ederken dahi, onun müstehzi bir sırıtışla bu kelimeleri okuduğunu görüyor ve merhum edebiyat şehidi Figani’den mülhem soruyorum: “Dünyada kaç İbrahim var?” Put yıkanı yektir, evet, ve fakat put dikeni kaç tane? H.S. Nevi diye biri çıkıyor, Borgesien bir mazmunla yazmalarını kuma gömmüş. Üsküdar gibi yedi asırlık bir Türk ili, sultanlıkla İstanbul’dan ayırılmış. Bunların tamamı, Bay Demir’in -kaldı ki, bakalım Bay Demir gerçekten var mı?- bir haftalık yazı sergüzeştinde, sarhoş bir sayıklamanın kayıtsızlığıyle önümüzdeki putlar. Neyse ki bizim Pozitif Dergi olarak hangi İbrahim’den olduğumuz aşikar.”

    Pozitif Dergisi, sayı 1532, s.29-30.

  • “bütüncül bir düzende döner dünya,
    tecim, ipek, kefen, yitim; sanrılı.
    uzaklara gider kaybolduk -tanırız,
    yazmasında soluk bir yüz, bir kadın,
    büyür ağaçlar, kimi aşılar tutmaz, kurur tarla-
    ama bütüncül bir düzenle dönmeye devam eder dünya
    deniz her gece yükselir, açar -nedeni yok ki- sardunya.”

    H. S. Nevi’nin kırk dört yıl önce öldüğü evde buldum bu şiiri. Belki bir taslak. Ortak bir yakınım aracılığıyla gördüm evi, bir sandığın içinde çok tozlu ve eski yazıdaydı. Ben transkripsiyonunu yaptım yalnızca. Sandıkta bunun gibi yüzlerce kağıt var, en dipte. Üstünü kumla doldurmuş. H. S. Nevi’nin evi, Üsküdar Sultanlığı’nda. Yıkılmaya yüz tutmuş.

  • WordPress’e hoşgeldiniz! Bu sizin ilk gönderiniz. Blog yayınlama yolculuğunuzda ilk adımı atmak için düzenleyin veya silin.