Demir Özlü kendini sürmeseydi, yazısını sürdüremezdi. Fiziksel olarak sınırın dışına çıktı ama sınırlılığı kaldı. Kendini sürdükten sonra sürdürdüğü yazı ise, sürdürülmemesi gereken bir biçimde aynı ime dayandı. İmlerin -aslında öngörülebilen- ihaneti dolayısıyla bu dayanma estetik olmayan bir tekrarda kaldı.
Bu bakımdan Demir Özlü farklı kentlerde aynı Beyoğlu düşünü görüp yaşadı ve üst üste onlarca kez aynı kitabı yazdı. Oysa Dıranas’ın “Bitmez Tükenmez Can Sıkıntısı”, yalnız iki dörtlüktür.
İmkânların ihaneti, evet, belki.