Büyük kentlerin birinde, -şimdi o kent yıkılmış ve deniz taşmıştır- yaşadığın yılların hatırı sayılır bir kısmına tanıklık ettim. Şimdi, doğduğun; göğüne anlamlı ve yarı cehaletle ilk baktığın, hani bir sevgilinin olduğunu söylediğin ilk, sağrısı yırtılasıya koşan atlarla gelerek konduğu atalarının bu toprak parçasında, seni kazmaya geldim. Ölümünü ilan eden o kasabalı, kaba saba, sakallı adamın ağzından çıkan sözcükleri sonuna değin duymaya katlanamadım bile. Bir gün öleceğini, öleceğimizi bilmiyor muydum sanki? Yolun yarısını geçip kasabana yaklaştığım zamanlarda sık sık görmeye başladığım, buğday tarlalarının neredeyse her birinde, bir tarla sahibinin dedesinin ve belki onun da dedesinin gölgesine sığınmak için diktiği büyük alıç ağaçlarına dikkat kesildiğimden beri, yarı korku yarı heyecanla düşünmedim mi sanmıştın, olmaman ihtimalini?  

Posted in

Yorum bırakın