Kategori: Uncategorized

  • yaşam, okumamayı çok iyi bilmek gelen ırmaktan gürüldeyen taşın neden çatlak ve  üzerine kan oturduğunu.  göl saatleri’ni tutuyorum, çılgınlık bir çocuğun evi ve uzun  mezarlar görür unutursa diye dirim susuzluğunu.

  • Charles Swann’la erken yaşta tanışmak, acılarımı katlanılabilir ve eşli hâle getirmiştir. Bir benzerini yaşayan var mı diyedir düşündüğüm durumların çoğunda, Swann’ın bunu zaten yaşamış olduğunu bilirim ve bir kılavuza danışır gibi onu ziyaret ederim.

  • Oktay Rifat’ın şiiri bir fısıltı bile değil, büsbütün susku’nun imgesidir. Çobanı, akrebi, gecesi, ölümüyle büyük bir sessizliğin toplamı. Çok eski bir resme, uzun zaman sonra açılan albümden alıp bakmak gibi.

  • Komet’in bitmeyen şiirini bitiriyorum, Komet için: Komet öldü.

  • Üvey sevgililer arar özünden kaçmak için ara-sıra. Özü, sevgisizlikten aşırıp kurmasına karşın. Eprimiş bir kral lahdi isteği bir iki tende.

  • Kütüphaneden çektiğim her kitabın rastgele bir sayfasında, uğradığım sahafların kuytu raflarında bir kurt gibi peşimde Ece. Fotoğrafının arabı var bir duvarımda. Asılmanın tehlikeli ve yasak olduğu.

  • Türkiye’yi on yıllardır ya yanlış ya da aşırı yorumlanan Yahya Kemâl yönetiyor. Cumhuriyetin gizli ideoloğu.

  • İlhan Berk’in uzun aşk şiirleri, Üvercinka’nın ilk mısraından çeşitlemeler gibi duyumsatır kendini.

  • Kargışın yolundan gitmek yaşam boyu. Yalnız yazı bulmak için bu denli kargaşaya dalmak. Kimileyin aklı eremiyor kişinin elbet, hele duydu mu Akhilleus’un nehirden söylediğini. Olabilirdim kır. Ve yaşamak hiç bıkmaz.

  • “bahçeden bir tutam gök soğan aldım.” dalgınlığın yontusundan çizdiğim güz. ağır içkilerle akşamı getiriyoruz. öte göklerini dünyanın. ihtiyar şarkılar bulan yağmurlarda gelinlik kız. onu artık denizden çağırmıyorlar.  ölümü taşıyacak sanıyor kırık ayaklı bir at.  uzun bir düşü eksilterek seriyor belleğinden. bir aşk nasıl güzün sararan benzi. bir ikindi akşamı öpüşüyor dilsizlen. tutam tutam ölçüyor hâlâ…